Kapalı (Full Endoskopik) Bel Fıtığı ve Kanal Daralması Ameliyatları

Teknolojinin gelişmesi, ortopedi ve omurga cerrahisindeki pek çok alanda ameliyatların daha küçük kesilerden (minimal invazif) yani kapalı olarak yapılabilmesini sağlamıştır.

Kapalı ameliyatlarda en önemli nokta, işlemi yapabilmek için gerekli cerrahi ekipmanların olmasıdır.

Bugün robotik cerrahinin, navigasyon eşliğinde yapılan ameliyatların ya da kapalı yöntemlerle yapılabilen tüm ameliyatların temelinde bu ekipman inovasyonu yatmaktadır.

Ortopedik cerrahide en iyi bilinen kapalı ameliyatlar diz eklemi artroskopik ameliyatlarıdır. Kırk yılı aşkın süredir diz eklemini ilgilendiren pek çok hastalıkta artroskopik yöntemle, yani kapalı ameliyatlar ile cerrahi tedavi yapılmaktadır. Eklemi açmadan, sadece iki küçük delikten girerek problemin giderilmesi; iyileşme süresini çok kısaltmakta, eklemin açılmasına bağlı komplikasyonlardan hastayı korumakta, eklem içerisinde mükemmel görüş alanı sağlamakta ve ameliyat süresini kısaltmaktadır.

İşte kapalı bel fıtığı ameliyatlarının da ilk esinlenme noktası diz artroskopisi olmuştur. Benzer faydaları bel fıtığı ameliyatlarında da edinebilme tutkusu, teknolojinin de yardımıyla bu yöntemin giderek gelişmesine ve yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Bel fıtığı ameliyatları halihazırda mikroskop altında 2 cm’lik çok küçük kesilerden yapılabilmektedir. Yani bu mikroskobik yöntem zaten kapalı bir teknik olarak kabul edilmektedir.

Bu durumda full endoskopik yöntemin, başka bir deyişle tam kapalı olarak adlandırılan bu yeni tekniğin ortaya çıkma ve yaygınlaşma nedeni nedir?

Mikroskobik yöntemde bel üzerinde açılan cilt kesisi altında mobil bir pencere yaratılır. Kaslar sıyrılır ve kemik dokuya ulaşılır. Ardından fıtığa ulaşabilecek kadar yeterli olan küçük bir kemik parçası çıkartılır ve omurilik ya da omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapan fıtık çıkartılır. Dolayısıyla bu yöntemde kasların sıyrılması gerekmekte, bu da iyileşme süresini uzatmakta ve enfeksiyon riskini artırmaktadır.

Öte yandan full endoskopik yöntemde hastanın belinin arkasında ve yan tarafında açılan 5 mm’lik iki küçük delikten girilir, kasların açılmasına gerek yoktur. Bir delikten kamera ile saha görüntülenirken diğer delikten fıtığın çıkartılması ya da dar kanalın genişletilmesi işlemi gerçekleştirilir.

Bu yöntemin en önemli avantajı, klasik mikroskobik ameliyatlara göre çok daha az yumuşak doku hasarı vermesidir. Bu nedenle iyileşme dönemi çok daha rahat ve hızlı geçer. Kaslar hasar görmediği için ameliyata bağlı ağrı çok daha azdır. Ameliyat sonrası yara izi neredeyse yok denecek kadar küçüktür. Ayrıca mikroskobik yönteme göre çok daha iyi bir görüntüleme gerçekleşir. Dolayısıyla çok derin ya da ulaşması zor alanlardaki fıtıkların da rahatça çıkartılabilmesi mümkündür.  Bu iyi görüntüleme sayesinde fıtığa ulaşmak için alınacak kemik miktarı da daha az olur. Böylece fıtık seviyesinde instabilite gibi problemler daha az görülür.

Kilolu hastalarda mikroskobik yöntem ile ameliyat daha zorken, full endoskopik yöntemde hastanın kilosu teknik açıdan hiçbir sorun oluşturmaz.

Bu yöntemin bir önemli avantajı da genel anestezi alamayan hastalarda spinal anestezi (belden yapılan iğne) ile işlemin yapılabilmesidir. Böylece ek hastalıklara bağlı anestezi riski taşıyan hastaların ameliyatları da başarı ile yapılabilmektedir.

Ameliyat günü, hasta kendine geldiği andan itibaren ayağa kalkabilir ve yürüyebilir.

Hastanın durumuna göre ameliyat sonrası aynı gün taburcu edilebilir ya da 1 gece hastanede kalınır.

Ameliyat öncesi bacaklara vuran ağrı ameliyat sonrası dramatik olarak azalır, hatta kaybolur.

1 hafta içerisinde masa başı işlere dönüş olur, ağır işte çalışanlar ise 3 hafta sonra işe dönebilirler.

 

Follow Us